Ali ÜNAL
Perşembe, 24 Aralık 2009 00:23
İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
-Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
- Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
Hiç kimsenin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.
Her şey erteleniyordu telefon ve araba söz konusu olduğunda…
Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
Nerelere gitsin di ? Annesi kapattı telefonu.
Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:
-Sana yardim edeyim mi ? dedi en sevimli halini takınarak, Annesi manalı manalı baktı:
-Hayırdır. Bir yaramazlık filan ? Bak bir de seninle uğraşmayayım. Çok yorgunum zaten.
Yorgunluk nasıl biçseydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında
Anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
-Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni, diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.
Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.
-Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle soyluyor.
-Uykuya dalayım da gül kokuları kusur kalsın.Yorgunluktan oluyorum.
Bu kelimeden nefret ediyordu."Yorgunum, Yorgun olduğumdan, Böyle yorgun, yorgunken"
-Anneciğim sen yorulma, diye...
-Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım.Hadi sen oyna biraz.
-Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum.Ne yapayım bilmem???...
Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı. Işıklar söndü birden.
Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.
-Mum da yok !! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.
Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyunu düşündü. Gaz lambasının ışığında
deli tavsan masalını anlatışını. Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne.
Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak tavşan kafası yaptı.
''Bak deli tavsan'' diyerek parmaklarını oynattı.Yoldan gecen arabaların
farları duvardaki tavsana yol açtı.Tavşan alabildiğine hur dolaştı sağda solda.
Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü .Duvardaki görüntü
minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça kanepeden aşağı sarktı. Neden sonra ışıklar geldi.
Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akil etti.Birden kanepeye koştu.
Küçücük dizlerini karnine doğru çekerek uykuya dalmıştı.
Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.
Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.
Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşçasına aralanan gözleriyle mırıldandı;
- İsin bitince beni sever misin anne? » dedi.
Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı .
Lütfen sevgimizi yarınlara ertelemeyelim. Hayat telasına kaptırıp
kendimizi,sevdiklerimizi ihmal etmeyelim.Unutmayalım ki yasamın en güzel yani sevgidir.
Unutmayalım ki yarin kimseye vaat edilmemiştir.
Sevgilerle kalın....
ALINTI HİKAYE
Diğer Makaleler...
Sayfa 1 > 7